Aşk varlık kapısıdır. #14ŞubatSevgililerGünü #ValentinesDay
''Sevgiliye bakan gözlerdeki parıltıdır 'Aşk'.''
Klinik Refleksolog & Psikolog
Ömer Ferhat Yalçin
Hazret-i Mevlânâ’nın selâm duâsı
“Aşk olsun! Aşkınız cemâl olsun! Cemâliniz nûr olsun! Nûrunuz ayn olsun!”
“Ben canım tende olduğu müddetçe Kur’ân’ın kölesiyim. Ben seçilmiş Muhammed Mustafâ’nın yolunun toprağıyım.” diyen Mevlânâ Hazretleri, tam bir Kur’ân ve Peygamber âşığıdır. O yüce Kur’ân’dan özümsediği ilhamlarla, muhabbetullah ve muhabbet-i Rasûlullah ile coşan bir aşk çağlayanıdır.
Âlimler, Kur’ân ile Mesnevî’yi gül bahçesi ile gül yağına benzetmişlerdir. Hazret, gül bahçesi olan Kur’ân-ı Azîmüşşân’dan gül yağı çıkarmıştır. Gül bahçesindeki güllerin sayısız rengi ve âhengi, Mesnevî’ye yansır.
Mukaddes kitabımız Kur’ân-ı Kerîm, “İkra’: Oku!” diye inmiştir. Aşk kitabı olan Mesnevî, “Bişnev: Dinle!” diye yazılmıştır.
Kur-an'da Sevgi ile ilgili Ayetler.
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَتَّخِذُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْدَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَشَدُّ حُبًّا لِلّٰهِۜ وَلَوْ يَرَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اِذْ يَرَوْنَ الْعَذَابَۙ اَنَّ الْقُوَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعًاۙ وَاَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعَذَابِ
Buna rağmen öyle insanlar var ki, Allah’tan başka varlıkları O’na denk tutar da, Allah’ı sever gibi onları severler. Gerçek mü’minlerin Allah’a olan sevgileri ise, her şeyden daha sağlam ve daha kuvvetlidir. Keşke o zulmedenler, azabı gördüklerinde anlayacakları gibi, şimdiden bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın, azabı gerçekten çok şiddetli bir zat olduğunu anlasalardı!
En.
Nevertheless, there are some people who equate other beings with God, loving them as they love God. But the love of true believers for God is stronger and more steadfast than anything else. If only those who commit injustice could understand, as they will understand when they see the punishment, that all power belongs to God and that God is indeed severe in punishment!''
''Bakara / 177. Ayet - Baqara / Verse 177
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
Yüzlerinizi doğu ya da batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik; Allah’a, âhiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere inanan; malını sevdiği halde akrabasına, yetimlere, yoksullara, yolda kalan gariplere, dilenenlere, hürriyetine kavuşmak isteyen köle ve esirlere veren; namazı dosdoğru kılıp zekâtı ödeyen; antlaşma yaptığında sözünde duran; sıkıntı, darlık, hastalık ve şiddetli savaş zamanlarında sabredenlerin yaptığıdır. Kulluklarında samimi ve dürüst olanlar işte bunlardır; gerçek takvâ sahipleri de yine bunlardır.
En.
Turning your faces towards the east or the west is not righteousness. True righteousness is believing in Allah, the Last Day, the angels, the scriptures, and the prophets; giving of one's wealth to relatives, orphans, the poor, wayfarers, beggars, and slaves seeking their freedom; performing prayer correctly and paying zakat; fulfilling one's promises when making a covenant; and being patient in times of hardship, distress, illness, and fierce war. These are the sincere and honest in their worship; and these are the truly pious.''
''Âl-i İmrân / 119. Ayet - Al-Imran / Verse 119
هَٓا اَنْتُمْ اُو۬لَٓاءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِالْكِتَابِ كُلِّه۪ۚ وَاِذَا لَقُوكُمْ قَالُٓوا اٰمَنَّاۗ وَاِذَا خَلَوْا عَضُّوا عَلَيْكُمُ الْاَنَامِلَ مِنَ الْغَيْظِۜ قُلْ مُوتُوا بِغَيْظِكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Ey mü’minler! Siz öylesine kalpleri arıduru, herkesin iyiliğini isteyen kimselersiniz ki o düşmanlarınızı bile severseniz, ama onlar sizi sevmezler. Siz Allah’ın indirdiği kitapların hepsine inanırsınız. Onlar ise ancak sizinle karşılaştıkları zaman: “İman ettik!” deyip geçerler; fakat birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman ise size olan kin ve düşmanlıkları yüzünden parmaklarını ısırırlar. Onlara: “Kininizden çatlayın!” de. Doğrusu Allah, sînelerde gizli tutulan bütün sırları bilir.
En.
O believers! You are of pure hearts, wishing well to all, even loving your enemies, but they do not love you. You believe in all that Allah has revealed. But when they meet you, they say, “We believe!” and pass on. But when they are alone together, they bite their fingers in hatred for you. Say to them, “May you burst with hatred!” Indeed, Allah knows what is hidden in the hearts.''
Mevlâna’ya göre aşk beşerî ve ilahî olmak üzere iki grupta mülahaza edilir. İnsan aşk yolunda olgunlaşır. Nitekim ilahî aşka girmeden önce insan beşerî aşkı tecrübe etmeli ve orada yoğrulmalıdır. Aşk yolu çileli bir yoldur. Bunun için hayatta çekilen sıkıntılar, yaşanan acılar, insanı hamlıktan kurtarır, benlikten sıyırır. İnsan sevgiyle pişer, bu yolda suret sahibi bir sevgiliden suretten münezzeh ve Mutlak güzellik olan Tanrı’ya ulaşır. Mevlâna bu yol için şunları söyler:
“Sadece aşk, sadece aşk, başka bir işimiz yoktur.” (Divan, 1474)
“Bizim peygamberimizin yolu aşk yoludur.” (Rübâiler, 49)
Mevlâna’ya göre, beşerî aşkı şehvet zannedenler aşkı asla anlamamışlardır. Nitekim bu konuda şunları söylemektedir.
“Gönülden suretleri sür çıkar ki, O suretsiz olan sureti bulasın!”( Rübâiler, 369)
En.
According to Mevlana, love is considered in two categories: human and divine. A person matures on the path of love. Indeed, before entering divine love, a person must experience and be molded by human love. The path of love is a path of hardship. Therefore, the difficulties and sufferings endured in life free a person from immaturity and strip away the ego. A person is refined by love, and on this path, from a beloved with a form, they reach God, who is transcendent and the absolute beauty. Mevlana says the following about this path:
“Only love, only love, we have no other business.” (Divan, 1474)
“The path of our Prophet is the path of love.” (Rubaiyat, 49)
According to Mevlana, those who mistake human love for lust have never understood love. Indeed, he says the following on this subject:
“Drive out all images from your heart, so that you may find the formless One!” (Rubaiyat, 369)
حسب مولانا، يُصنَّف الحب إلى نوعين: بشري وإلهي. ينضج الإنسان على طريق الحب. فقبل أن يدخل في الحب الإلهي، لا بدّ له من أن يختبر الحب البشري ويتأثر به. طريق الحب طريقٌ مليء بالمشقة، ولذلك فإنّ الصعوبات والمعاناة التي يُكابدها الإنسان في الحياة تُحرِّره من عدم النضج وتُزيل عنه الأنانية. يُهذَّب الإنسان بالحب، وعلى هذا الطريق، من معشوق ذي صورة، يصل إلى الله، المتعالي والجمال المطلق. يقول مولانا عن هذا الطريق:
"الحب وحده، الحب وحده، لا شأن لنا بغيره." (ديوان، ١٤٧٤)
"طريق نبينا طريق الحب." (الرباعيات، ٤٩)
ويرى مولانا أن من يخلط بين الحب البشري والشهوة لم يفهم الحب قط. بل يقول في هذا الشأن:
"أخرجوا من قلوبكم كل صورة، فتجدوا الواحد الأحد!" (الرباعيات، ٣٦٩)
---
"الحب هو بريق العيون حين ينظر المرء إلى حبيبه."
أخصائي العلاج الانعكاسي السريري وعلم النفس
عمر فرحات يالتشين
En.
"Love is the sparkle in the eyes when one looks at their beloved."
Clinical Reflexologist & Psychologist
İnsanın yaratıldığı günden bu yana hayatımızın merkezine yerleşti aşk. İlk aşk en büyük ceza ile başladı. İlk aşk, ilk günahı işletti insanoğluna, tek yasağı deldirtti ve böylece aşk, insanoğluyla birlikte dünyaya geldi.
Peki nedir bu aşk dedikleri ve neden bu kadar tesiri kuvvetli? Her istediğine sahip olduğu halde elindeki her şeyi ondan geri alabilecek tek yasağı deldirten gücün kaynağı nedir? Aşkı bulduğunda insana kendini unutturan, benzersiz bir heyecanla kalbini kaplayan, dağları deldiren, çölleri aştıran, uğruna canlar bağışlanan bu aşkın kaynağı nedir?
Psikolojik açıdan bakıldığında aşk; insanın tüm beyinsel kapasitesini, psikolojik donanımlarını ve sosyal paylaşımlarını içeren oldukça kapsamlı bir eylemdir. Aşık olan kişi, beyindeki dopamin ve oksitosin gibi nörotransmiterlerin etkisiyle öğrenmeye daha açık hale gelir, çalışma motivasyonu artar ve daha coşkulu bir ruh haline bürünür. Aynı zamanda empati yeteneği ve sosyal bağlanma duygusu güçlenir, bu da ilişkilerinde daha derin bir anlayışa yol açar. Aşk, agresifliği azaltır, kişiyi daha hoşgörülü ve uzlaşmacı yapar. Aşık olan birey genellikle daha pozitif, uyumlu ve yapıcı bir tutum sergiler, yıkıcı davranışlardan kaçınır ve duygusal derinliği artar. Ayrıca, aşkın getirdiği pozitif etkileşimler, öz yeterlilik ve özgüvenin artmasına katkıda bulunur, stresle başa çıkma kapasitesini güçlendirir ve gelecek odaklı bir motivasyon sağlar. Bu sayede, aşk sadece bir duygu değil, aynı zamanda kişisel gelişim ve kimlik oluşumunda da önemli bir katalizör görevi görür.
Aşk; vücuttaki mutluluk hormonları olarak bilinen **oksitosin ve dopamin seviyelerini artırırken**, stres hormonu **kortizolü düşürür**. Bu kimyasal değişimler, beyindeki ödül merkezlerini harekete geçirir ve zihinsel uyanıklığı artırarak bilişsel işlevleri canlandırır. Aşk hali, beynin özellikle planlama, karar verme ve empatiyle ilişkili prefrontal korteks gibi bölgelerindeki aktiviteyi hızlandırır, bu da daha üretken ve sağlıklı bir zihne yol açar. Kişinin bağışıklık sistemini güçlendirebildiği, ağrı eşiğini yükselttiği ve genel vücut direncini artırdığı gözlemlenmiştir. Bu derin etkileşimler, kişinin sadece duygusal değil, fiziksel olarak da dönüşmesini sağlar; gülüşünden oturuşuna, konuşmasından ses rengine kadar tüm psikolojisini ve beden dilini olumlu yönde etkiler.
"Aşık olduğunu sanan ahmak!" Sana sesleniyorum… Aşk tercih edilebilir olsaydı, karşılıklı olanından isterdik sanıyorum. Ama aşk karşılıksız ve beklentisiz sevme durumudur. Gerçekten aşık olan kişi karşılık beklemek için sevmez, sadece aşık olmuştur. Aşk, sevdiğinin özgürlüğüdür. "Ben yaptım sen de yap, ben sevdim sen de sev, ben oldum sen de ol" değildir aşk. Aşk koşulsuz sevgidir. Aşk fedakarlıktır. O yüzden sana sesleniyorum, kalbi her hızlı attığında aşık olduğunu sanan aciz! Aşkı bu kadar hafife alma, duygu yoğunluğu yaşaman aşık olduğun anlamına gelmez. Aşk, sana bedenin, zihnin ve kalbinle en iyiye, en güzele ulaşabilmenin yolunu açan kutsal bir duygudur. Aşk, düşündüğün gibi cinsel dürtülerin seni kontrol altına alması değildir. Bu yüzdendir ki, sakın aşkın adını kirletmeye kalkma sahte duygularınla… Ne demiş Hz Mevlana “Topraktan aşağı mısın ki toprak bile sevgiliyi bulunca bir bahar yüzünden yüz binlerce çiçeğe kavuşur.”
Aşk dağları deler, aşk en güzel şiiri yazandır, aşk amanın gözüdür, aşk aklımın dümenidir, sebepsiz ağlamamdır yorgan altında… Aşk yüreğimdeki dinmeyen fırtınadır, gülüşündeki saklı cennettir. Aşk sabırdır, fedakarlıktır. Aşk, taşa yastık diye baş koymaktır. Aşk, yeryüzünde yaşadığın cennettir. Aşk, kendini bulmaktır. Aşk hiçtir. Hiç olmadıysan, aşık olmamışsındır…
İnsanoğluna şahdamarı kadar yakın olan bu aşk, olmazları nasıl olduruyor? Yeryüzünde her şey anlamını yitirirken bir kalp neden tek bir aşk için atmaya başlıyor? Gerçek aşkın gücü nereden geliyor?
**ÖLÜMSÜZLÜK İKSİRİ – AŞK**
İlk ölüm aşk ile geldi dünyaya ve ölümsüzlük iksiri yine aşkın içine gizlendi… Yüzyıllardır insanlığın hayallerini süsleyen, filmlere konu olan, üzerinde bin bir çalışmalar yapılan ölümsüzlük iksiri aşkın içine gizlendi. Neydi peki aşkı bu kadar değerli kılan? Yaratana olan sevginin kula tecellisidir AŞK… Gerçek aşk, insan ruhunun Yaratana karşı özlemidir.
**SEV de GEL Evladım SEV de GEL**
Bir gün bir genç, Mevlana'nın kapısına gelip;
– "Beni müridliğe kabul buyurun efendim," diyerek niyazda bulunur…
Mevlana gence bakar ve
– "Hiç aşık oldunuz mu evladım?" diye sual eyler.
Genç şaşkın bir halde ne diyeceğini bilemez. Mevlana, müridliğe kabul edilmesi için önce bir kulu sevmiş olması gerektiğini söyler ve genci geri gönderir. Genç ne yapacağını bilemez bir hal içinde ertesi gün tekrar tekkenin kapısını çalar ve isteğini yineler. Mevlana, sualinde ısrarlıdır ve genci tekrar geri gönderir. Üçüncü gün genç dayanamaz ve Mevlana'ya bu isteğinin hikmetini sorar.
Mevlana mütebessim bir çehreyle gence döner ve
– "Bir kulu dahi sevmekten aciz olan, nasıl yüceler yücesi Allah'a aşık olmaya yol bulur? Bir kulun ateşine yanmamış gönül, yüceler yücesinin aşkını nasıl bilsin de yansın? SEV de GEL Evladım SEV de GEL…"
Ve dua eder Mevlana: "Yüce Mevlam, bana öyle bir insanı sevdir ki… O insanın kalbinde ilk sen olasın ve ben o insanın kalbinde seni bulayım…"
Mevlana aşkı acaba nasıl tanımlıyor?
“Aşk bir denizdir; gökyüzü bu denizde bir köpük''
''Aşk ve inanış, pek kudretli bir sihirbazdır.''
“…Din kazancı aşktır, gönül cezbesidir.''
“Aşk aydınlıklar içindeki aydınlıklar aydınlığıdır. O ateşli mumların aksine bir şeydir. Ateş gibi görünür ama baştan başa nurdur, güzelliktir, hoşluktur, ibadettir.”
“Aşk denizi bir çömlek gibi kaynatır. Aşk denizi kum gibi ezer, eritir.
Aşk gökyüzünü çatlatır, yüzlerce yarık açar.
Aşk sebepsiz yeryüzünü titretir.”
''Hak nuruna kabiliyettir.”
“Dilberler aşıkları canla başla ararlar. Bütün maşuklar aşıklara avlanmışlardır.
Kimi aşık görürsen bil ki maşuktur da.
Susuzlar özlemle su ararlar, fakat su da cihanda susuzları arar.”
Aşkı tanımlarken aşkın vasıflarını da anlatan Mevlana yaptığı benzetmelerle aşkı somutlaştırarak konuya daha etkileyici bir yorum katar.
“Tövbe bir kurtcağızdır, aşksa ejderhaya benzer.
Tövbe halkın sıfatıdır, aşksa Tanrı sıfatı.”
“Aşık tövbe etti mi, işte o zaman kork. Çünkü aşık ayyarlar gibi darağacında ders verir.”
“Aşıklar başlarına her ne hal gelirse gelsin sabredip, aşktan yine vazgeçmezler.”
“Ey ulular, aşıklara acıyın. Onların şanı, helak olduktan sonra bile helak olmaya hazır bulunmaktadır.”
“Aşkın sıfatını söylemeye koyulursam yüz kıyamet kopar da yine noksan kalır. Çünkü kıyametin kopacağı bir zaman, dünyanın bir sonu vardır. Fakat Tanrı sıfatına son nerde?''
“Bundan dolayıdır ki Hakk aşıklarına “Nereye dönerseniz dönün orada O’nun yüzü, O’nun güzelliği vardır” dendi. Susamış olur da, bir bardak su içerseniz, suyun içinde de Hakkı görürsünüz.”
Aşkı bu kadar değerli kılan şey budur işte. İnsan, aşkta ve sevdiğinde Yaratıcısını arar. Beden ölümlü olabilir, asıl aşk ölümsüz olan Yaratana'dır. Onun içindir ki severiz yaratılanı yaratandan ötürü… Gerçek aşk, Yaratana ulaştırır bizi, ölümsüz oluruz aşkın içinde…
Satılık bunca aşka inat… Üç kuruşluk beklentiler için sahip olabileceği en büyük hazineyi gözünü kırpmadan satan sahte sevgilerin yaşandığı günümüze inat, aşk yolunda yürüyebilecek cesur yüreklere gelsin…
Aşkın içindeki ölümsüzlük iksirini arıyorsan eğer, yüreğini koymalısın bu yola. Geri dönüşü olmayan bir yola hazır olmalısın. Yolun başlangıcı biraz zahmetli gelebilir, caymayacaksın. En çok sabıra sarılacaksın bu yolda ki sana ferahı getirsin…
Bir nefes değil midir ki yaşam ve Yaratan her gün her nefeste iki kere sana yaşamayı bağışlamıyor mu? Nefes alamadığını ya da veremediğini düşünsene… O zaman aşk yolunda şükretmelisin ki yolunu kaybetmeyesin. İşte ölümsüzlüğün yolu aşktır ve sen doğru yoldan gidersen ölümsüz olursun…
Psikolog, Uzman Refleksolog & Yaşam Koçu
**Ömer Ferhat YALÇIN**
#mevlana #şems #aşk #love #valentinesday #loveday #valentines #ölümsüzlükiksiri #immortality #February13 #Şubat13 #Hzmevlana #ömerferhatyalçın #ölümsüzlükiksiri #psikolog #psychology #psikoloji #psychologist



